Etkili Bir Sınıf Yönetimi

Başlatan KeReM @, 03 Mart 2021, 20:01:00

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Topic keywords [SEO] BirYönetimiEtkiliSınıf
03 Mart 2021, 20:01:00 Son düzenlenme: 03 Mart 2021, 20:02:44 KeReM @
Okul işleyişi bakımından bir sisteme benzetilirse bu sistemin önemli  bir ünitesi sınıf olur. Sınıf eğitim ve öğretim faaliyetleriyle beraber  öğrenciler için planlanan tüm olumlu davranış modellerinin  kazandırılabileceği bir ortamdır. Sınıf ortamının  planlayıcısı,yöneticisi ise öğretmendir. Öğretmeni bir film yönetmenine  benzetebiliriz.
   
Yönetmenin başarısı nasıl filme yansıyorsa,öğretmenin başarısı  da sınıfa oradan da öğrencilerin başarısına yansır. Tüm bunları dikkate  alarak öğretmenin etkili bir sınıf yönetimini gerçekleştirebilmesi için  bazı hususları dikkate alması gerekir. Bu makalede sınıf yönetimi 45  dakikalık bir ders süresi dikkate alınarak tasarlanmıştır. Dört bölüm  halinde ele alınan yönetim önerileri  aşağıda verilen sıra ile  irdelenmiştir.

1- Sınıftaki öğretmen öğrenci davranışlarının biçimlendirilmesi
2- Konu ve ders içeriğinin takdimi
3- Ödül ve ceza kurallarının uygulanması
4- Muhtemel problemler karşısında takınılabilecek davranış modelleri.

1-Sınıftaki öğretmen öğrenci davranışlarının biçimlendirilmesi:

Öğretmenin  sınıf içerisindeki davranışları bir bakıma öğrencilerin davranışlarını  da belirler. Yani öğrenciler öğretmenin aynası gibidirler. Gördüklerini  tekrarlarlar. Bu açıdan öğretmen her davranışının öğrenciler tarafından  dikkatle takip edildiğini unutmamalıdır.Öğretmenin derse girişinden  teneffüse çıkışına kadar ki örnek davranış modellerini  sıralayalım.Öğretmen derse vaktinde girip yine vaktinde çıkmalıdır.Kılık  kıyafeti düzgün olmalıdır.Sınıfa ilk girişte orta sıra hizasında tüm  öğrencileriyle göz göze gelebilecek bir konumda durmalıdır. Tüm  öğrencileri gözle süzmeli, eğer dikkati dağınık başkalarıyla konuşan  veya öğretmeni fark etmemiş öğrenciler varsa asla komut vermemeli bir  sessizlik içerisinde bekleyerek tüm bakışları üzerinde topladıktan sonra  sınıfı selamlamalı daha sonra oturmalarını istemelidir. Eğer buna önem  vermezseniz daha sonraki derslerinizde de aynı davranışlar tekrar  eder.Dokümanlarını masaya koyduktan sonra sınıfta kısa bir gezinti  yapmalı hasta öğrenci varsa hatırını sormalı, gelmeyen varsa nerede  olduğunu öğrenmeli yerlerde çöp varsa nazikçe alınmasını istemelidir.  Eğer öğrenciler çöpü almakta tereddüt ediyorlarsa emir vermemeli kendisi  çöpü yerden alıp atmalı. Bunu yaparken de önemsiz bir olaymış gibi  davranmalıdır.Sınıf yoklamasını almalı,yoklamayı alırken listeyi isim,  isim okumalı gelmeyenleri yoklama fişine kaydetmelidir. Sınıf  başkanlarına sorularak yapılan yoklamalarda süreklilik varsa  suistimaller olabilir. Bu açıdan öğretmen yoklama olayını kendisi  yapmalıdır.Sınıf yoklamaları çok önemlidir. Bazen sınıfta olmayan bir  öğrencinin var gösterilmesi önemli sonuçlar doğurabilir. Lise yıllarında  yaşadığım bir hatıramı aktarmak istiyorum. 'Lise 3. sınıf öğrencisi  iken öğleden sonraki turizm derslerinden birinde sınıfta olan bir  arkadaşımız aynı dersin ikinci saatine katılmadığı halde öğretmenimiz  dahil bütün arkadaşlarımız bunu fark etmedik. Yoklama fişinde var  görünen arkadaşımız meğer okul dışında bir şebekeyle beraber hırsızlık  suçu işlemiş. Emniyetin soruşturmaları neticesinde olay saatinde okulda  göründüğü için öğretmen ve öğrenci desteğini kazanmıştı. Ancak başka  delillerin ortaya çıkması sonucunda suçunu kabul etmişti. Böylece  öğretmenimiz ve bizler önemli bir hatadan dönmüş olduk.'Dersin işlenişi  günlük plan ve yıllık plana uygun yapılmalı, ders bitimine bir iki  dakika kala sınıf defterindeki konu bölümü doldurulmalıdır. Böylece  sonraki derslerde de konu sırası gerçekçi bir şekilde takip edilmiş  olur.Öğretmen jest ve mimiklerini gerektiği ölçüde kullanmalıdır. Bu  hareketler öğrencilerin dağılan dikkatlerini toplamada önemli rol  oynar.


Ders  sırasında öğrencilerle ölçülü şakalaşmalar olabilir. Düzeyli olduğunda  öğrencilerin derse ilgilerini çektiğinden bir çok öğretmen bunu  yapmaktadır. Ancak bir bayan öğretmenin erkek öğrenciye veya bir erkek  öğretmenin de kız öğrenciye el ile temas ederek şakalaşması son derece  hatalıdır, farklı yorumlamalar ve problemler oluşturabilir.

Öğrencilerin  sıralara oturuş biçiminde saygı boyutu her an korunmayabilir. Örneğin  bir öğrenci bacak, bacak üstüne atarken diğer öğrenci kollarını  arkadaşının omuzlarına koyabilir. Bu ve benzeri durumlarda öğrencilere  sert ikazların yapılması hatalıdır. Çünkü 45 dakikalık ders süreci,  üstelik bu ilerleyen derslerde ise, dikkatlerinin dağılmasına neden  olur. Önlemek için sadece o öğrencinin fark edebileceği bir şekilde göz  ile sempatik bir uyarı veya jest mimiklerle yapılan bir uyarı ya da 'mm  gibi sevecen bir ikaz öğrencinin mahcubiyet içerisinde toparlanmasını  sağlayacaktır.Unutmayın bir sınıftaki öğrencilerin tümünün IQ'ı,  psikolojik durumu, morali,ruh sağlığı aynı düzeyde değildir. Bu açıdan  öğrenci davranışlarındaki her olumsuzluğu saygısızlık gibi algılamamak  gerekir. Onlara karşı anlayışlı olmak, sevginizi hissettirmek,  hatalarını affetmek, onların davranışlarını kontrol etmelerini  sağlayacaktır. Hatta başka bir zaman yanınıza gelip özür  dileyeceklerdir.Altıncı his filmini bir çoğunuz seyretmiştir. O filmden  konumuzla ilgili  hatırladığım bir bölümü aktarmak istiyorum. Filmdeki  kahramanımız bir öğrencidir. İradesinin dışında ölülerin ruhlarıyla  konuşan öğrencinin sırrını ne annesi ne öğretmeni ne de arkadaşları  bilmiyorlar. Ruhlarla konuşmaların dayanılmaz boyutlara ulaştığı bir  dönemde kahramanımız sınıfta aniden bağırmaya başlıyor. Aptal öğretmen  ve bunun gibi ifadeler kullanıyor. Ancak öğretmen bunu saygısızlık gibi  algılamıyor. İsmiyle uyarıda bulunuyor. Normal davranmadığını söylüyor.  Ders dışında görüşmeleri gerektiğini hatırlatıyor. Kahramanımız  normalleşiyor. Belki birçok öğretmenimiz öğrencinin davranış bozukluğunu  çirkin bir saygısızlık olarak algılayabilir. Hatta filmdeki öğretmenin  tersine sonuç bir karate sahnesiyle de noktalanabilir. Ancak böyle bir  tavır zaten ruhsal bunalım halindeki öğrenciye bir ders olmaz, olay bir  krizle de sonuçlanabilir.


Sınıf  yönetimi kapsamında otoritenin sağlanması önemli bir yer tutar. Otorite  kavramı bir kısım öğretmen tarafından yanlış anlaşılmıştır.  Öğrencilerin kıpırdamaması, sağa-sola dönmemesi, yanındaki öğrenci ile  konuşmaması,sürekli öğretmene bakması,sanki havada sinek uçsa  vızıltısının işitilebileceği sessiz bir ortam istenmiştir. Bu tarz bir  düşünce otoriteyi yanlış anlama demektir. Eğitim öğretim metotları  içersinde otorite; öğretmenin kontrolü elinde bulundurması, sınıf  yönetmeninin öğretmen olması şeklin de anlaşılmalıdır.Öğrencilerin her  davranışını bastırmak, konuşmalarını engellemek, korkutmayla öğrenciler  üzerinde hâkimiyet kurmak çağdaş eğitim metotları ile çelişeceği gibi  öğrencilerin gelecek hayatlarını ilgilendiren bir çok sosyal davranışın  gelişmesine de ket vurur. Bu bakımdan öğrencilerin kendilerini ifade  edebilmelerine imkan verilmeli, davranışlarına da ölçülü bir esneklik  kazandırılmalıdır.Ders sonunda öğretmen dokümanlarını eline alıp tekrar  orta sıra hizasında durarak tüm sınıfı gözleriyle takip etmeli her  öğrenci ile göz temasını sağladıktan sonra sessiz ama gözleriyle  'Arkadaşlar sizleri çok seviyorum kendinize dikkat edin.' Dedikten sonra  bu kez sözle 'Arkadaşlar derslerinize iyi çalışın iyi dersler' veya  son ders ise 'iyi tatiller' demeli. Unutmayın onlar sözlerinizle  yaptığınız selamlamadan daha çok gözlerinizle aktarmak istediğiniz  mesajı daha iyi anlayacaklardır.

2-Konu ve ders içeriğinin takdimi:
Konuların  öğretilmesinde öğretmenin mahareti planlı oluşu sempatikliği büyük önem  taşır. Bir ders saati içinde saydığımız bu vasıflarla beraber konu  içeriğini takdim ederken  aşağıda belirtilen önerilere uyulması da  ayrıca öğretmenin verimini artıracaktır.Derse günlük plan ile  girilmelidir. Günlük planınız yoksa derya olsanız kıymeti olmaz. Çünkü  hafızadan anlatılan bilgilerde konu atlamaları ve konu sıralarında  kaymalar olur. Bazen küçük ama önemli bir bilgiyi anlatmayı unutursunuz.  Siz anlattığınızı zannedersiniz fakat bu bilgi eksikliği konunun  bütünlüğü içersinde bir arıza meydana getirir. Bu tür arızalar  öğrencilerimizin girecekleri sınavlarda soru veya soruların  yapılamamasıyla neticelenir. Ayrıca plansızlık öğretmenlerin  özgüvenlerinde azalmalara neden olur. Bir çok öğretmenin derse geç  girmesinin arkasında bu gerçek yatmaktadır.
Konunun işlenişine  geçilmeden önce günlük plana uygun olarak belirlenen amacın daha iyi  anlaşılması için konunun günlük yaşamla ilgisini kuran örnekler  anlatılabilir. Yine konuyla ilgili hazırlık soruları sorulabilir.  Böylece öğrencilerin zihinleri konuya hazırlanmış olur.Sınıf tahtasını  sol üst köşesine mutlaka ders adını, ünite ve konu adlarını yazınız.  Öğrencileriniz sizin hangi konuyu öğretmek istediğinizi daha iyi  anlarlar. Bir sinema filmini ismini öğrenmeden izlemek istemezsiniz veya  filmlerin isimlerinin bilinmesi merakı ve isteği kamçılar. Örneğin,  Matrix ve Gladyatör gibi...

Konuyu  takdim ederken önemli bulduğunuz formül ve benzeri bilgileri not  aldırınız. Bu önemli bilgileri tahtaya yazarken de çerçeve içerisine  alınız. Vurgular öğrenciler tarafından daha iyi algılanır.Konunun  takdimi sırasında kullanılacak yöntem ve teknikler çok önemlidir.  Öğrenmenin en yüksek verimle gerçekleşmesi buna bağlıdır. Takrir (Düz  anlatım), soru-cevap, gösteri, deney, tartışma, gezi-gözlem, senaryo ve  test bilinen eğitim-öğretim metotlarının başlıcalarıdır. Öğretmen  işleyeceği ünitenin özelliklerini dikkate alarak, bu metot ve  tekniklerden yararlanmalıdır. Ancak hiçbir ünitenin işlenişinde düz  anlatım metodu yalnız başına kullanılmamalıdır. Çünkü düz anlatım da  öğretmen aktif öğrenci pasif durumdadır. Böyle bir ders işlenişinde  öğrenci ilgisinin sürekli sağlanması mümkün değildir. Eğer konunun  özelliği açısından düz anlatım metodu zaruri ise bu metodu soru-cevap  metoduyla desteklemek mümkündür. Ayrıca bütün metotların uygulamaları  sırasında öğrencilere 'Beyin fırtınası' yaptırılabilir. Beyin  fırtınası,öğrencilerin konu hakkında görüşlerini dile getirmeleri,yorum  yapmaları demektir. Öğretmen bunu kontrollü bir şekilde yapabilirse  dersin işlenişi daha zevkli olur.Öğretmen sadece mevcut yöntemlerle  yetinmemelidir. Eğitim-öğretimdeki gelişmeleri yakından takip ederek  yeni öğretim metotlarını öğrenerek dersine kazandırabilmelidir.    Matematik öğretmeni bir arkadaşım problemleri öğrencilere derste oyun  oynatarak çözdürdüğünü söylemişti. Televizyon programlarındaki  yarışmalara benzer şekilde her problem için gönüllü bir öğrenci tahtaya  davet ediliyor. Mavi, kırmızı yada sarı renkli problem kartlarından  birini seçmesi isteniyor. Tercihindeki problemi çözebilirse çikolata  veya sözlü notuyla ödüllendiriliyor. Çözemediği zaman örneğin bir hayvan  taklidi yaparak yerine oturuyor. (Notla cezalandırılmıyor.) Arkadaşım  derslerinin öğrenciler tarafından eğlenceli bulunduğunu söylemişti.Önce  basit sorular ve örneklerle alıştırmalar yapınız. Konuya zor sorularla  başlamak dersi zayıf olan öğrencilerin ilgilerinin azalmasına neden  olur.Konu anlatımını çok sorulu hale getirmek gerekir. Soru sayısının  artması öğrencileri aktif hale getirir. Derse katılımı artırır. Zaten  yeni eğitim modelleri de öğrenci merkezli olarak  düşünülmektedir.Öğrencilerinizin de konuyla ilgili sorular sormasına  izin verin. Bu durum onların konu üzerinde projeler geliştirmesini  sağlar. Bir öğrenci konu ile ilgili sorular soruyorsa konuya motive  olmuş demektir. Ses tonunuzun seviyesini sınıftaki her öğrencinin  duyabileceği bir ayarda tutunuz. Ses seviyesinin yüksek olması sınıftaki  ve hatta komşu sınıftaki öğrencileri rahatsız eder. Ses seviyesinin  düşük olması ise bir süre sonra öğrencilerin ilgilerinin azalmasına  neden olur.Dağılan dikkatleri tekrar toplamak için ses ayarınızda geçici  düşürme veya yükselme yapabilirsiniz. Ama bu sık sık yapılırsa  kıymetini yitirir.Dersin 15 dakikalık bölümünden sonra  öğrencilerin  dikkatleri giderek azalır. Bu durumda dikkatleri yeniden sağlayabilmek  için öğrencilerinizi 5 dakikalık bir süre içersinde dinlendirin. Bu  zaman içersinde fıkra anlatabilirsiniz, espri yapabilirsiniz ya da  konuyla ilgili günlük hayattan örnekler üzerinde  konuşabilirsiniz.Dersinizi aktarırken günümüzün teknoloji imkanlarından  yaralanmaya çalışın. Bilgisayar ,tepegöz, slayt, tablolar veya modeller  konuyu görsel boyuta taşıyarak, bilgilerin daha kolay öğrenilmesini  sağlarlar. Kullandığınız tüm teknolojik aletler dersinizi sempatik hale  getirirken sizin öğrencileriniz nazarındaki kredinizi de artırır.Tahtayı  kullanırken renkli tebeşirler kullanın  konu ile ilgili şema veya  şekilleri çizmeyi ihmal etmeyin. Şemalar ,şekiller veya krokiler  karmaşık  gibi görünen bilgileri anlaşılır hale getirirler. Örneğin bir  başkasına adres tarif ederken  sözlü tarif yerine, kroki çizmeyi tercih  ederiz. Konu içersinde çizilecek krokilerde konunun daha kolay  keşfedilmesini sağlar.Dersin son bölümünde kısa bir özetle neler  öğretildiğini hatırlatın.3,4 soru ile mini bir sınav (quiz) yapılması  bilgilerin ölçülmesine yardımcı olur. Sonuçta konunun ne kadar  öğrenildiği hakkında bilgi sahibi olursunuz.


3-Ödül ve ceza kurallarının uygulanması:
Ödül  teşvik edici , ceza ise caydırıcı olarak bilinir. Genellikle tüm eğitim  sistemlerinde bu ikili hep vardır. Dozu iyi ayarlandığı zaman öğrenmeyi  olumlu yönde etkilerler. Peki ama dozu nasıl ayarlanmalıdır' Ödül ve  ceza nasıl uygulanmalıdırlar'Yüce Yaratıcı 'Benim rahmetim,gazabımı  kuşatmıştır.' buyuruyor. Yani ödül vermem, bağışlamam cezalarımdan daha  fazladır diyor. Hal böyleyken öğretmenlerin cezayı daha çok tercih  etmeleri ,dozun iyi ayarlanamaması anlamına gelmez mi'  Bu açıdan ödül  sınıf yönetiminde de hep önde olmalıdır. Öğrencilerin derse  katılmaları,sorulara verdikleri cevaplar,ödevlerini zamanında  yapmaları,derste orijinal açıklamalar yapmaları vb. tüm davranışlar  ödüllendirilmelidir.Ödüllendirmeler sözlü notu ile yapılabileceği gibi  takdir ifade eden güzel sözlerle de yapılabilirler. Bu tür ifadeler  onların iç dünyalarında olumlu değişmeler meydana getirir.Okuduğum  lisede kimya öğretmenim basit bir soruya verdiğim cevap sonunda 'Aslında  sen zeki bir öğrencisin' demişti. Bu sözler beni o kadar etkiledi ki  vasat bir öğrenci olduğum halde kimya derslerine çok çalışarak sınıf  birincisi oldum. Lisenin edebiyat kolundan mezun olmama rağmen,  üniversite sınavlarında kimya öğretmenliğini tercih ettim ve şu anda da  kimya öğretmeni olarak hayatımı sürdürüyorum.Cezalandırmaya  gelince,fiziksel şiddet kullanmak,dersten kovmak,ağır ve rencide edici  söz söylemek,not ile cezalandırma yapmak zaten yanlıştır.Asla da  kullanılmamalıdır. Her öğrencinin bir onuru vardır. Öğretmen  olmak,bizlere onların onurlarını kırma hakkını vermez. Ancak az da olsa  dersin ciddiyetini sağlama adına başvurulabilecek ceza yöntemleri  vardır. Bu yöntemlerden bazılarını şöyle sıralayabiliriz.Dersi  dinlemeyen ve çok konuşan öğrencinize 'Bu dersin sonunda konunun özetini  sen yapacaksın' denilebilir. Mahcup olmamak için kalan kısmı iyi takip  edecektir.Derse sürekli hazırlıksız gelen defteri,kitabı yanında olmayan  öğrenciler genellikle problemli öğrencilerdir. Bu öğrencilere derste  ceza vermek yine hatalı olur. Onlara 'Sizinle dersten sonra özel  görüşmek istiyorum' deyin ve mutlaka ders çıkışında onlara sevgiyle  yaklaşarak niçin böyle davrandıklarını sorun. Problemlerini dinleyin  onlardan olumlu davranışlar beklediğinizi belirtin. Yine düzelme  olmuyorsa öğrencilerin rehber danışman öğretmenle-rine problemi  iletin.Öğrenci kendisine yöneltilen bir soruyu bilemeyebilir. Zaten bir  öğrenciye istek dışı soru yöneltmek hatalıdır cezayı da gerektirmez.  Fakat her soruya parmak kaldıran ancak her seferinde de hatalı cevap  veren çok konuşan öğrencileri de rencide etmeden, atasözleri vb.  hikmetli sözlerle uyarabilirsiniz. Düşünmek ve yerinde konuşmanın  önemini anlatabilirsiniz. Bu tür öğrenciler belki de sizi çok sevdikleri  için böyle davranıyor olabilirler.
4-Muhtemel problemler karşısında takınılabilecek davranış modelleri:

Bu  konuda önerilecek modeller şahsi önerilerden ibarettir. Tartışmaya  açıktırlar. Sizler daha iyi modellerle de problem çözümüne  yaklaşabilirsiniz. Problem çeşitlerine geçmeden önce bir nüansın iyi  anlaşılması ve olaylara bu pencereden bakılması gerekir.  Bu nüans  şudur: Problem öğrenci yoktur, problemi olan öğrenci vardır. Bazen  hatalı olarak problem öğrencilerden bahsederiz. Olaya bu şekilde  yaklaşılması problemi çözümsüz hale getirir. Halbuki öğrencilerin  problemlerinden bahsedilirse çözüm için bir çok öneri de  geliştirebiliriz.1990'lı yıllarda çalıştığım bir okulda kimya derslerine  girdiğim Mehmet isimli bir öğrencim vardı. Zamanla öğretmenler arasında  Mehmet hakkında 'problem öğrenci' şeklinde bir kanaat oluştu. Mehmet  şöyle, Mehmet böyle diye şikayetler epeyce arttı. Benim Mehmet ile  aramda herhangi bir anlaşmazlık yoktu. Üstelik sevdiğim bir  öğrenciydi.Sonbaharın serin rüzgârlarının estiği bir gündü. Okul  bahçesinde fazla öğrenci olmadığı halde, bahçenin okuldan epeyce uzak  bir köşesinde çimlere uzanmış birini gördüm. Bu soğuk havada çim keyfi  yapmak pekte mantıklı bir şey değildi. Herhalde sıkıntısı olan bir  öğrencidir diye düşündüm. İyice yaklaştığım da çimlere uzanan öğrencinin  Mehmet olduğunu fark ettim. Beni görünce toparlandı. Yüzünü saklamaya  çalıştı. Ancak gözlerinden süzülen yaşları görmüştüm. İçimde merhamet  hisleri oluştu. Biraz rahatlatıcı sözden sonra  'Hayırdır, niçin  ağlıyorsun'' dedim . O da 'Hocalarım benim için, problem öğrenci  diyorlarmış' dedi. Demek ki öğretmenler arasında konuşulan mevzular onun  kulağına da gitmiş. Daha da kötüsü kendisinden problem olarak  bahsedilmesini duymuş olması. Kim bilir' Ona problem denilmesi, iç  dünyasında ne gibi yıkıntılar yapmıştır. Belki böylesi hatalarla  dışlanan öğrenciler, sevgiden mahrum kaldıkları için zamanla suç  işlemeye yöneliyorlar. Aslında Mehmet gibi öğrencilere problem denmesi,  onlardaki problem sayısını azaltmıyor, bilakis arttırtıyor. Bu nedenle  'Problem öğrenci' nitelemesi yanlıştır.Sınıfta karşılaşılması  en  muhtemel bazı problem tipleri şunlar olabilir;Bir öğrenci ile sınıfın  huzurunda tartışma yapmak(polemik yapmak)yanlıştır. Aslında öğretmen  hiçbir zaman böyle bir duruma düşmemelidir. Öğrenci ile polemik yapmak  demek onun seviyesine inmek ve seviyeyi düşürmek demektir. Ama her  nasılsa kontrolümüzü yitirmiş olalım ve kendimizi adsız bir tartışmada  bulalım. Bundan sonra ne olacak' Elbette içine düşülen durum zor bir  durumdur. Fakat bir tarafın fazilet göstererek tartışmayı noktalaması  gerekir. Bunu yapan öğrenci değil öğretmen olmalıdır. Örneğin,'Biz ne  yapıyoruz, birbirimizi incitmenin dışında faydalı bir şey olmadığı  kesin,hem sonra bu tartışma yalnızca ikimizi ilgilendiriyor,sınıfı da  rahatsız etmeye hakkımız yok. En iyisi bu tartışmaya şimdilik nokta  koyalım. Ders dışında hem çayımızı içeriz hem de problemi daha  serinkanlı bir şekilde çözmeye çalışabiliriz. Hem dünya ikimize de  yeter' gibi ifadelerle olay yumuşatılıp, tartışmaya nokta konur.Bir  öğrencinizin dersinizde sakız çiğnediğini fark ettiğinizde olaya alaylı  cümlelerle yaklaşmak da sakıncalıdır. Örneğin 'İyi geviş getiriyorsun'  dediğinizi farz edelim. Etki tepki prensibine göre öğrencinin de anormal  bir cevap vermesi muhtemeldir. Zaten sakız çiğniyorsa böyle bir cevaba  da yatkın demektir. Çözüme öğrencinin sınıf içerisinde onurunu kırmadan  yaklaşabilirsiniz. Örneğin yakınına giderek sadece onun duyabileceği  şekilde 'Sana yakışmıyor' veya 'Senden böyle bir davranış beklemiyordum'  demeniz durumu düzeltecektir.Ara derslerin birine geç gelen öğrenci yok  yazıldığını fark edip 'madem ki yok yazıldım derse girmek istemiyorum  'demiş olsun. Böyle durumlarda 'Sen bilirsin git öyleyse' demek  öğrenciye prim vermek gibidir ve daha sonra da benzer davranışların  yaşanmasına sebep olur. Ona güzel bir lisan ile niçin geç kaldığını  teneffüste idarecilerden, problemini izah ederek,izin kağıdı  alabileceğini,bundan sonra ise yerine oturarak dersi takip etmesini  istemek gerekir. Ona derse kasten girmemesinin yanlış bir hareket olduğu  da söylenebilir.Ders sırasında bir öğrencinin elinde cep telefonu,  volkmen gibi bir cihaz görmüş olalım. Özellikle cep telefonlarının mesaj  bölümünde kayıtlı özel mesajlar bulunabileceği için telefonunu vermek  istemeyecektir. Yasak olduğunu söyleyip elinden almaya çalışmak yine  hatalıdır. Vermediği taktirde prestijiniz zedelenebilir. Bu durumda  olaya şöyle bir yaklaşımda bulunulabilir. 'Cihazını kapat ve çantana  koy; sınıfa getirmen yanlış bir davranış. Bir daha görmek istemiyorum'  denilebilir. Tekrar getirmesi durumunda ise ders çıkışında rehber  öğretmenine veya idareye haber verilebilir. Olayla ders dışında  ilgilenilmesi çözümü kolaylaştırır.Etkili bir sınıf yönetimini  gerçekleştirmek öğretmenin elindedir. Başarılı bir öğretmen, branş  bilgisi,formasyon ve sevgi üçlüsünü bir bütünlük içerisinde kullanabilen  öğretmendir.

Kazanmak kirlidir kaybedelim insan kalırız... /gazapizm